Tatil, dilimize Arapçadan girmiş bir kelime olup, Türk Dil Kurumu sözlüğünde: “Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme.” olarak açıklanmıştır.

Şehirlerde yaşayan çoğumuz için, Dünya’nın kuzey yarım küresinde bulunmamız itibariyle, yaz tatilinin anlamı hafif hafif güneye doğru seyretme eğilimi göstermeye başlamak olarak nitelendirilebilir.

Belki de bu denklemde öncelikle neyi tatil olarak nitelendirdiğimizi belirlemek daha sağlıklı olacaktır. Tatil dendiğinde hayalinde upuzun kumsallar canlandıranlar olduğu gibi, yeni yerler keşfetmeyi hayal edenler veya zamanını bir sivil toplum kuruluşuna vakfederek değerlendirmek isteyenler de olabilir.

Öyleyse tatili hayatımızı kazanmak için icra ettiğimiz mesleğimize bir süre ara verip, aklımızı ve düşüncelerimizi farklı alanlara yöneltmek olarak adlandırmak daha doğru bir tanımlama olacaktır. Bu zamanı nasıl değerlendireceğiniz de size kalıyor.

Tatil Bitmeden Bir Sonraki Tatili Düşünmek

Hımm, burada doğru olmayan bir şeyler var gibi görünüyor. Yaşadığımız anda kalamamak belki de beklediğimiz “o” anın hiçbir zaman gelemeyeceğine dair bir sinyal veriyor olabilir. Bu durumun kaynağına inmek gerekebilir. “İçinde bulunduğumuz anda bizi tatmin etmeyen tam olarak nedir?” sorusunu sorarak çözüm aramaya başlayabiliriz.

Kimi insanlar yaşadığı ana öylesine bağlıdır ki aldığı herhangi bir olumsuz haber ya da gelecekte olacağına kesin gözüyle bakılan bir felaket karşısında bile neşesini asla kaybetmez. Böyle insanlara gıpta ile bakmamak elde değildir mutlaka ama aslında bu bakış açısına sahip olmasını sağlayan belki de tamamen kendisiyle olan iç hesaplaşmasını bitirmiş olmasıdır.

Tatil Sizin İçinde Yaşadığınız Andır

Türkiye’deki yıllık ortalama çalışma saatleri dünya ortalamasının bir miktar üzerinde görünmektedir. OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development) istatistiklerine göre dünyada bir insanın bir yıl içerisinde çalıştığı saat 2019 yılında 1726 saat olarak gerçekleşti. Türkiye’nin tablodaki en son istatistiki bilgisinin yer aldığı 2013 yılında bu süre 1832 saat.

Refah düzeyi yüksek ülkelerde, yani varlık seviyesi dünya ortalamalarının üzerinde ve daha az çalışarak daha yüksek gelir düzeyine sahip olan ülkelerde bir çalışanın bir yıl içerisinde çalıştığı süre ortalama 1500 saat düzeyinde.

İstatistik hayatın her alanında tatille eşdeğer anlam ifade eden mutluluk endeksinin karşılığı olmayabilir tabii. Ancak bu istatistiğin bize gösterdiği önemli bir veri yıllık GSYİH toplamı 4 trilyon dolar olan Almanya’daki bir kimse yılda 1386 saat, yine yıllık GSYİH toplamı 5 trilyon dolar olan Japonya’da yaşayan bir kimse ise yılda 1644 saat çalışıyor. Türkiye’deki bir çalışan ise yılda 1832 saat çalışmasına rağmen, ülkemizin yıllık toplam GSYHİ’si 700 milyar dolar seviyesinde.

Bu durumu kuşkusuz çalışma süremiz içerisinde düşük katma değerli ürün ya da hizmet üretmek ile açıklayabiliriz. Ancak üzerinde durmamız gereken belki de daha önemli bir konu çalışırken kendimizi nasıl hissettiğimiz. Zira sevdiğimiz bir aktivite esnasında zamanın hızlı, sevmediğimiz bir uğraşla iştigal iken zamanın yavaş geçtiği kaçınılmaz bir gerçektir.

Hep o “an” içerisinde yaşadığınız ve zamanın su gibi akıp geçtiği bir ömür dileğiyle. 🙂

Yararlanılan Kaynaklar:
https://sozluk.gov.tr/
https://stats.oecd.org/index.aspx?DataSetCode=ANHRS

Yazar Hakkında

mm

Girişimcileri, şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getiren geniş bir ekosistem olan İTÜ Çekirdek, kimyadan elektroniğe, bilişimden biyogenetiğe tüm sektörlere açık bir girişimcilik merkezidir.

Paylaşım
Close