Bir “Türk Girişimi” Olmak

Türkiye’nin büyük bir bölümü Osman Kibar ismini ilk kez Forbes dergisine kapak olması sayesinde duydu. Editör kapaktaki adam için “Gerçekten yaşlanmayı tersine çevirebilir mi?” diyordu.
Osman Kibar’ın San Diego merkezli biyoteknoloji girişimi Samumed, kellik, kireçlenme ve kırışıklıklar gibi genellikle yaşlanmanın sonucu ortaya çıkan rahatsızlıkları tek bir hap ile tedavi etmeyi amaçlıyor.
Robert Koleji’ni bitirdikten sonra ABD’ye giden ve birkaç girişim batırdıktan sonra kurduğu Samumed’in değerini 12 milyar dolara yükselten Kibar, Forbes sayesinde Türkiye’de tanındıktan sonra ayyuka çıkan tepkiler ise bir hayli karışıktı.
Basının Osman Kibar’dan bir Türk girişimcisi, Samumed’den ise başarılı bir Türk girişimi olarak bahsetmesi kimilerini gururlandırırken, kimilerinin ise buna bir söyleyeceği vardı. Onlara göre, ABD merkezli bir şirket Türk olamazdı; şirketin bir Türk tarafından kurulmuş olması da bu gerçeği değiştirmezdi.
Bu argümanı yerli akıllı telefon tartışmalarıyla bağdaştırmak mümkün. Bir telefonun yerli olabilmesi için tüm bileşenlerinin Türkiye’de üretilmesi görüşünü savunmak ile bir girişimin “Türk” olabilmesi için tüm operasyonlarını Türkiye’den yürütmesi gerektiğini düşünmek birbirlerine bir hayli benzer. Her iki görüşün savunucularının bir ortak noktası varsa, o da bunları yapmanın getirdiği teknik ve yasal zorluklar ile maliyet yükünden bihaber olmaları.