Otonom araçlar günümüzün en heyecan verici teknoloji akımlarından. Uzun yıllardır otomotiv üreticilerinin gündeminde olan sürücüsüz otomobil konsepti, son dönemde geniş kitlelerce takip ve talep edilen bir akıma dönüştü.

Honda en gelişmiş sürüş destek teknolojileri ile donattığı yeni Civic sedanını tanıttığında, The Wall Street Journal bu aracı “20 bin dolarlık sürücüsüz otomobil” olarak tanımlamıştı. Yeni Civic şüphesiz yoldaki otomobillerin büyük çoğunluğundan daha yetenekli ve akıllı fakat hâlâ bir sürücüye ihtiyaç duyuyor. Fakat bu durum WSJ’ın yanıldığı anlamına gelmiyor. Kafa karışıklığı yaratan, sürücüsüz otomobil kavramının moda bir sözcüğe dönüşmesiyken, aslında bahsedilen yeni Civic’in otonom bir otomobil olması.

Ocak 2014’te SAE International mühendisleri tarafından belirlenen standartlar, otonom otomobil akımının altı seviyeli bir gelişim devinimi olduğunu ortaya koyuyor.

otonom surus teknolojileri seviyeleri

 

SAE mühendisleri tarafından belirlenen beş standart seviyesini yalın bir dille şöyle detaylandırabiliriz:

0: Otonom Olmayan: Tüm işi sürücü yapar. ‘Motor arıza ışığı’ gibi uyarılar aracın beyni tarafından kontrol ediliyor olsa da bu bir otomasyon sayılmaz.

1. Sürücü Asistanı: Araç çeşitli durumlarda direksiyon yönlendirmesi ya da hız konusunda sürücüye destek olabilir fakat yine de tüm sorumluluk insana aittir.

2. Kısmi Otonom: Araç çeşitli durumlarda direksiyonu ve hızı tümüyle kontrol edebilir fakat sorumluluk yine de insana ait olacaktır.

3. Koşullu Otonom: Araç direksiyonu ve hızı kontrol eder, sensörleriyle yolu sürekli izler fakat gerekli durumlarda müdahale etmek için insan hazır beklemelidir.

4. Yüksek Otonom: Araç her detayı kontrol eder, gerekli durumlarda insandan yardım ister, yanıt alamasa bile çalışmayı sürdürür.

5. Tam Otonom: Araç bir insanın yapabileceği her şeyi yapar.

Bugün yollarda gördüğümüz otomobillerin büyük bir çoğunluğu ikinci kategoriye dahil. Çevrenizde sizi şeridinizde tutan, hız sabitleyici özelliğine sahip otomobillere rastlamanız oldukça olası. Fakat bu otomobillerde gözünüzü yoldan birkaç saniyeliğine bile ayırmanız pek mümkün değil. Dolayısıyla tüm sorumluluk sizin üzerinizde.

Çok az sayıdaki gelişmiş otomobilde ise üçüncü kategori sistemler mevcut. Bu otomobiller tümüyle otonom araçlara giden yolculuğumuzdaki önemli adımları temsil ediyorlar.

Elbette uzun vadede hedef tümüyle otonom otomobiller üretmek. Bu konuda en ünlü örnek Google’ın sürücüsüz otomobili. Sürücünün yapması gereken tüm işlemleri yapabilen bu otomobilde bir direksiyon ya da hız pedalı dahi bulunmuyor. Dolayısıyla isteseniz de kontrolü siz devralamıyorsunuz.

Google’ın sürücüsüz otomobil stratejisi ‘balıklama atlamak’ iken büyük otomobil üreticileri yavaş ilerlemeyi hedefliyor. ‘Balıklama atlama’ stratejisinde özel üretim araçlardan oluşan bir filoyu milyonlarca kilometre test edip piyasaya uygun olup olmadığını görmeye çalışırken, yavaş ilerlemeyi tercih eden şirketler kaydettikleri en ufak ilerlemeyi bile mevcut araçlarına entegre edip piyasaya sunabiliyorlar.

Şirketler bu iki farklı strateji içerisinde birbirleriyle yarışırken kazanan sürücüsüz otomobil teknolojisi oluyor ve her geçen gün gelişimi hızlanıyor. Bugün öngördüğümüz gelişmeler ise ulaşımın akıllanma sürecinin yanlızca başlangıcını sembolize ediyor.

Yazar Hakkında

mm

Girişimcileri, şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getiren geniş bir ekosistem olan İTÜ Çekirdek, kimyadan elektroniğe, bilişimden biyogenetiğe tüm sektörlere açık bir girişimcilik merkezidir.

Close