Hiç tanımadığımız insanlarla aynı otomobillerde yolculuklara çıkıyor, daha önce tanışmadığımız insanların evlerinde kalıyor ve yine tamamen yabancılar ile eşyalarımızı değiş-tokuş ediyoruz. Aşina olduğumuz bir değer kendine yeni bir misyon ve geçerlilik kazanırken, güven odaklı ekonomi ufukta kendini gösteriyor.

Paylaşım ekonomisi genellikle onu mümkün kılan teknoloji üzerinden ele alınırken, artık ilgiyi hak eden bir diğer önemli noktanın da toplumda tetiklediği radikal değişimler olduğunu görebiliyoruz. Paylaşım ekonomisi ile kazandığımız yeni toplum algısı, paylaşımcılığa teşvik ve güvene yaptığı vurgu, insanlar arasındaki görünmez sınırları zayıflatırken, sayısız yeni fırsatı da beraberinde getiriyor.

W Magazine’den Adriana Stan, “Güven, modern zamanın en değerli değişim birimi olma yolunda ilerliyor.” derken, girişimcilerin verilen mesajı iyi okumaları ve yakın gelecekte karşılarına büyük fırsatlar getirebilecek bu akımın takipçileri olmaları gerekiyor.

Güveni ‘kodlamak’

Güven bir zamanlar markalar için pahalı bir uğraştı. Bunun en bariz örneklerini bankalarda görmek mümkün. Cesur mimari formlar ve lüks materyaller ile dekore edilen bankalar, geniş mermer sütunlarıyla müşterilerine sağlamlık, tarihsellik ve güvenilirlik imajı çizerler. Verilmek istenen mesajın en yalın hali ise şöyle: “Bize güvenebilirsiniz, bakın binamıza ne kadar çok para harcayabiliyoruz.”

Markalar için güven, buna prestij dendiğini duymak da mümkündür, kasıtlı olarak savurgan olarak elde ediliyordu.

Bu savurganlığın ünlü özel üniversitelerin aşırı pahalı eğitimleri için de geçerli olduğunu söylemek mümkün. Bu okullar bir süre sonra bir zeka veya başarım ölçütü olmaktan çıkıp, insanlara bir mükemmellik damgası sağlayan “güvenilir” enstitülere dönüşüyor. Özellikle ABD’deki Sarmaşık Birliği okullarına getirilen eleştirilerin başında, bu okulların artık elit bir grubun parçası olmak için gerektiğinden fazla para ödeyebilenlere sosyal statü sağladığı geliyor.

Tüm bunlar değişti. Günümüzde artık yaşamlarımızı haklarında hiçbir şey bilmediğimiz insanların ellerine bırakabiliyoruz. Airbnb aracılığıyla tanımadığımız bir insanın evine misafir olarak, BlaBlaCar ile aynı otomobilde uzun yolculuklara çıkarak, bilinmeyene karşı duyduğumuz endişeyi şaşırtıcı bir hızda aşmışa benziyoruz.

Peki bu radikal değişim nasıl gerçekleşti dersiniz? Yanıt, güvenin kodlanması ve bir metriğe dökülmesi. Nasıl ki otelleri yıldızlarıyla değerlendiriyor ve beklentilerimizi buna göre şekillendiriyorsak, haklarında hiçbir bilgi sahibi olmadığımız insanlara da güvenip güvenmeyeceğimizi isimlerinin yanlarına iliştirilmiş yıldızların sayısı ile kararlaştırıyoruz.

Güven odağında markalaşma

Çoğu PR, pazarlama ve reklam uzmanı, müşteriye güven ve satın alma güdüsü aşılayanın kalite göstergeleri olduğu görüşünde. Müşteriler ise daha direkt bir yaklaşımla iyi bir markanın harika bir deneyim yaşatması gerektiği, aksi takdirde güvenilir bir markaya dönüşemeyeceğini düşünür.

Dijital çağ öncesinde, markalaşma hedefiyle gerçekleştirilen reklam kampanyaları bir hayli maliyetliydi. Şeytan da bu ayrıntıda gizliydi. Tıpkı bankaların mermer sütunlarına büyük paralar harcadığında olduğu gibi, TV reklamları da bir kalite ilüzyonu yaratıyordu.

Bugün ise merkezsizleşmiş ve parçalı bir medya manzarası ile karşı karşıyayız ve bu markalar için bir takım zorlukları beraberinde getiriyor. Artık marka merkezli güven aşılamak için TV’ye reklam vermeleri yeterli değil. Müşterilerin hiç de azımsanamayacak bir bölümü, markalarla ilgili görüşlerini onlar hakkında okuduğu makaleler ve haberler ile şekillendiriyor, bunları diğer arkadaşlarıyla paylaşıyor ve bir ürünü almadan önce daha önce sağladığı kullanıcı deneyimiyle ilgili araştırma yapmayı es geçmiyor.

Tüm bunları göz önünde bulundururarak, markalaşma kavramının kökten bir değişim içerisine girdiğini söylemek mümkün.

Örneğin, markalaşma artık daha az fiziksel çaba içeriyor. Bitcoin’in yükselişi de bunun kanıtlarından biri olarak görülebilir; altın standartları gibi herhangi bir fiziksel değere bağlı olmayan bu birimin değeri, ona sahip olanların kolektif umut ve beklentileriyle paralel değişiyor. Aynı şekilde, bugün isteyen herkes hiçbir kodlama bilgisine sahip olmasa bile Wix üzerinden 29 dolara e-ticaret sitesi kurabiliyor ve satış yapmaya başlayabiliyor. Modern zamanların dijital markaları için güven, düzgün kullanıcı arayüzlerinden, kolay kullanımdan, etkileyici görsel düzenden ve tüm bunların ötesinde, iyi incelemelerden, puanlamalardan ve tesirden geçiyor.

Geleceğin kredi skoru

Güven yakında insanların yalnızca etkileşime geçtiği markalardan değil, diğer insanlar hakkında da bilmek istediği bir metaya dönüşebilir. Bundan kasıt insanların marka incelemeleri değil; bizzat personaların skor puanlarıyla ilişkilendirilmesi. Bir diğer deyişle, insanların ölçülmesi.

Günümüzde milyarca insanın sosyal takipleri, iş bağlantıları ve kredi skorları gibi aktiviteleri ve dahası dijital dünyada. Bunlar güvenin ölçeğini oluşturacak çok fazlı karışımın parçaları olabilirler. Bu ölçek, kimlerin daha önce müşteri hizmetleri ile görüşeceğinden, kimin otomobilinizi kiralayacağına kadar birçok alanda ana karar kılavuzuna dönüşebilir.

Öngördüğümüz bu yeni dünyada, “güven skoru” insanların nasıl ve kimle iş yapacağı gibi kurumsal kararları verirken ihtiyaç duyduğu tek ölçeğe dönüşeceğe benziyor. Bu yeni ölçek için yeni kredi skoru demek yanlış olmaz. Örneğin Kredico isimli yerli girişim, kredi skorunu kişilerin sosyal medya hareketleri ile bağdaştırarak onları yeni bir skora tabi tutmaya başladı bile.

Girişimlerin şimdi kendilerine sormaları gereken yegane soru, müşteriyle ileri güven ilişkileri kurmak için neler yapabilecekleri. Markanızın sizin hakkında söylediklerinizle değil, insanlara sunduğu kolektif deneyimle yargılandığı bir gelecekte karşılaşacağınız sorunlar pazarlama kampanyalarıyla çözülemeyecek türden olacaklar.

Yazar Hakkında

mm

Girişimcileri, şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getiren geniş bir ekosistem olan İTÜ Çekirdek, kimyadan elektroniğe, bilişimden biyogenetiğe tüm sektörlere açık bir girişimcilik merkezidir.

Paylaşım
Close